Giriş Yap Kayıt ol Online Üyeler Aktif Konular Arama Üyeler Forum Kuralları
Tahribat.Com | Ahmet Altan - Ezan
Tahribat.Com Forumları
Genel
      Ahmet Altan - Ezan
Bu Bölümde yeni konu açmak için tıklayın Konuyu cevaplamak için tık...
Konu 14 Ekim 2008 (Sali) 03:11 tarihinde açıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
ByALeX


Kayıt : 24 Agustos 2005
Tahribat.com
Erkek Üye
 

Ahmet Altan arada bir öğlenleri Kadıköy'deki Osmanağa Camii'nin yanına gitiğini ve orada dinlediği ezanın kendisine huzur verdiğini yazdı. İşte güzel ve duygusal bir ramazan yazısı: 
 
--------------------
 
Arada bir öğlenleri Kadıköy'deki Osmanağa Camii'nin yanına gidiyorum.

Oradaki müezzinin sesini seviyorum.

Ezanı kendine has bir tarzda, araları biraz uzatarak ve çok güzel okuyor.

Cumaları söyleyişi sanki daha da tatlılaşıyor.

Güzel söylenen ezanı seviyorum.

Benim her öğlen gidip ezan dinlememin bir hediyesi gibi biraz önce gelen bir paketten Ahmet Özhan'ın söylediği ilahilerin başında ezan çıktı.

Şimdi onu dinliyorum.

Bir ney taksiminin ardından ezan başlıyor.

Çocukluğumu hatırlatıyor biraz bana.

Akşam ezanından sonra boşalan kömür kokulu sokaklarda, iyice gölgelenen alacakaranlık kaldırımlarda ağır ağır yürüyerek eve giderdim.

Hep benimle kalacak bir yalnızlığın kokularını, seslerini ve kurşuni rengini içime sindirirdim.

O seslerin içinde ezan da vardı.

Hep de orada kaldı sanırım.

Din, benim gibi mahcup bir sevgiyle uzaktan bakanlara bile huzur verici, insana hem yalnızlığını hem sonsuzluğunu anlatan bir tesirle dokunuyor yaklaştığınızda.

Çok sık olmasa da bazen geceleyin camiye giderim.

Işıklarının çoğu sönmüş, kandil misali birkaç lambayla aydınlanmış o büyük kubbenin altında yalnız başıma otururum.

Öyle otururum.

Her şey sonsuzluğun kuvvetli ışığı altında solgunlaşana kadar halıların üstünde bağdaş kurup beklerim.

Ve, o sonsuzluğu bir yalnızlık içinde hissetmekten hoşlanırım.

Tanrı, evinin kapılarını bazen açar, bazen açmaz bana.

O saatte camiye giremeyeceğimi bana bir hoca efendi ya da bir bekçi söylese de, ben onu tanrının söylediğini düşünürüm.

Kapılar açılmadıysa, "bir kırgınlık var" diye geçiririm içimden.

"Onu kıracak bir şey yaptım, onun için açmıyor kapısını."

Hiç zorlamam.

"Peki" der ayrılırım.

Bilirim ki o kapılar yeniden açılacaktır.

Bir gece gittiğimde beni buyur edecektir.

Şefkatli bir ses "hadi açayım kapıları" diyecektir.

Bundan hiç kuşkulanmam.

Kendimden kuşkulanırım.

Bir dindar gibi gitmem oraya, ibadete, dua etmeye gitmem.

"Sana inanıyorum" demeye de gitmem.

Bir şey istemeye de gitmem.

O'ndan korkmam, ölümden korkmam, korktuğumdan gitmem oraya.

Hiçbir nedeni yoktur gitmemin.

Giderim sadece.

Kokusunu, ışığını, huzurunu, sonsuzluğunu sevdiğim için giderim.

Söylenmeyen bir ezan duyarım o sessizliğin içinde.

Kömür kokulu sokaklarda dolaşan bir hayali görürüm.

Hayatla ölüm iki küçük çocuk gibi oturur karşıma.

Ben onların başını okşarım.

O benim başımı okşar, öyle hissederim.

Öyle otururum.

Bir şey söylemem O'na.

Ne söyleyeyim?

Kim olduğumu biliyor, günahlarımı biliyor, her şeyi biliyor.

"Sen inançsız birisin, niye geldin evime" demiyor.

O demez.

Bazen kapılarını açıyor.

Bazen onu kıracak bir şey yaptıysam eğer kapılarını açmıyor bana.

Sessizce uzaklaşıyorum.

"Bir dahaki sefere" diyorum, "açacak kapılarını".

Açmasa da açana kadar gideceğim.

İnançsız biri için tuhaf inançlarım var benim, en açılmayacak gibi görünen kapıların bile çok istersen, samimiyetle istersen, dürüstlükle istersen açılacağına inanırım.

Ve, ne dindarlara yapılan zulmü anlarım, ne de dindarların yaptığı zulmü.

Dinin yanında, çevresinde, içinde bir zulüm olmasın isterim.

İnan ya da inanma ama dine dokun.

Korkulacak bir şey yok.

Türbanlı çocukta da, oruç yiyende de korkulacak bir yan yok.

Korku dinden uzak bence.

Geceleri camiye gittiğimde, o loş ışıkta, sonsuz bir aydınlığın bütün hayatı solgunlaştırdığını gördüğümde korkmam ben.

Kimse korkmaz.

Hayat ve ölüm iki küçük çocuk gibi oturur yanıma.

Onlara gülümserim.

Belli belirsiz bir hüzün, neye olduğunu bilmediğim bir özlem, derin bir şefkat hissederim.

Bir şey söylemem.

Bir şey istemem.

"İnançsız" olduğumu içimden bile geçirmem, yapmam böyle bir kabalık, O da hatırlatmaz zaten.

Öyle otururum.

Bir konuğum ben orada.

Bazen kapısını açar, bazen açmaz.

Yakında gene gideceğim.

Bakalım açacak mı kapılarını.

Yoksa bir "kırgınlık" mı var aramızda...


Din insanların gıdasıdır, dinsiz adam bos bir eve benzer. İnsana hüzün verir... Bu dinlerin en sonuncusu elbette en mükemmelidir. Islam dini hepsinden üstündür. (M. Kemal ATATÜRK) 
14 Ekim 2008 (Sali) 03:20 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
caves


Uzaklaştırılmış Üye
Kayıt : 23 Haziran 2008
İzmir/Balçova
Erkek Üye
 
guzel bir çalışma ellerine SAğlık..

www.tahribat.com
caves, 21 Ekim 2008 (Sali) 08:30 tarihinde Türkiye AB'ye girene kadar uzaklaştırıldı. Uzaklaştırılma Sebebi: Git la siteden.... 
14 Ekim 2008 (Sali) 03:42 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
Rmk


Kayıt : 27 Agustos 2005
tersduz.com
Erkek Üye
 
birilerinin kalemsörü .neticede..halkin ilgisini cekermi yazdiklari pekala ceker..

Koyun gibisin kardesim, gocuklu celep kaldirinca sopasini sürüye katiliverirsin hemen ve adeta magrur, kosarsin salhaneye. Dünyanin en tuhaf mahlukusun yani, hani su derya icre olup deryayi bilmiyen baliktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eger ve hala sarabimizi vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, -demege de dilim varmiyor ama- kabahatin 
14 Ekim 2008 (Sali) 07:56 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
VoLaTiLe


Uzaklaştırılmış Üye
Kayıt : 31 Agustos 2005
Konstantine
Erkek Üye
 

Tanrı yerine Allah lafzını kullansa, sanki eteklerindeki taşlar dökülecek.

Kadınların kalçasından, iç organlarından bahseden gözlüklü, kel ve sapık birinin bunu yapması pek hayret verici bir durum değil.


Wellcome to Digital Hell! I"am Real VoLaTiLe Help!
VoLaTiLe, 15 Ekim 2008 (Çarsamba) 08:22 tarihinde Türkiye AB'ye girene kadar uzaklaştırıldı. Uzaklaştırılma Sebebi: Yahu hocam, sen ne tarz bi şizofren dangalağın tekisin? Siktir git girme bi daha oldumu... 
14 Ekim 2008 (Sali) 08:08 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
bugrahan45


Kayıt : 26 Haziran 2007
magnezia
Erkek Üye
 

ne oluyor bu altanlara?

 

güzel bir yazı olmuş. 


Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey! Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi? "Tarih"i "tekerrür" diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi...  
14 Ekim 2008 (Sali) 08:48 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
amele_2
(Sinek)


Kayıt : 1 Eylül 2005
Erkek Üye
 
güzel yazmış.. hayır ola inşallah.. :|

Ardından yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz.. http://hsyn.biz [blog(bildiğin wp emmeli gömmeli)] [PC, Notebook, Cep Telefonu tamiri yapılır, cep telefonu ve bilgisayar yedek parça, aksesuar satışı yapılır. iZ Elektronik - Çankaya/İZMİR ] http://ask.fm/asosyalsinek <Sorun lan çekinmeyin> 
14 Ekim 2008 (Sali) 11:49 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
lordvader89


Kayıt : 2 Mayis 2007
EsGiz
Erkek Üye
 
Çok içinden gelerek yazdığı apaçık ortada :S Etkileyici bir yazı...

2. dünya savaşı sıralarında faşist diktatörler mussolini ve hitler tüm işyerlerinde resimlerinin asılmasını emretmişlerdi.bunu içine sinmeden yapan bir kitapçının aklına müthiş bir fikir gelmişti ve beklemeden bunu yaptı.kitap vitrinine koyduğu bu iki diktatörün resimlerinin arasına dünya edebiyat tarihinin önemli isimlerinden victor hugo"nun önemli bir eserini koymuştu: "SEFİLLER".  

[1]


Bu Bölümde yeni konu açmak için dıklayın Konuyu cevaplamak için tık...
Allah'a Havale Et Google Bookmark'a Ekle Yahoo'ya Ekle Stumbleupon'a Ekle Facebook'a Ekle Twitter'a Ekle   Google'da Ara : Ahmet Altan - Ezan Favorilerime Ekle Yukarı Çık
Konuda 7 Mesaj Var.
Konu 1153 Sefer Gösterilmiş.
2001-2012 © Tahribat Group - Her Hakkı Saklıdır. - ● Gizlilik İlkeleri ● Kullanım Koşulları ● İletişim