Nikoteen

Kayıt : 31 Temmuz 2005 Gallifrey
|
|
Eser: Ezikmen Başrol Oyuncuları: Ben,Sevcan Kontör Gerilalar:Burhan,Levent Kötü adamlar:Teyze,Mayti(Muharrem),Dede (Efsanevi karakter)
Bu yazımda okuduklarınızın hayal yada mübala ile uzaktan yakından alakası olmayıp,tamamen gerçek,yaşanmış fakat yaşatılamamış hüzünlü bir o kadar da duygusal (benim için) aşk kalıntılarının demini almış haliyle anlatımıdır,ilk göz ağrısıdır...Bu bir aşk hikayesi değil,aşk hakkında bir hikayedir..
Part 1- Çocuk Kıza aşık olur
Sene 98 yada 99..orta okul 1.sınıftayım.İçten içe aşık oluyorum bir elma yanaklı yâre..
Ama gelelim kızı görmek ne mümkün zira sevgilisi (kötü adam) okulun en belalı ve yaşıtlarına göre 4 kat fazla hormonlusu,aşırı gelişmiş kas yığını mayti.. Kızımız her ne kadar köyde yaşasa da en sosyatik ünlülerden daha elit giyinen,en asilzadelerden daha edalı ve havalı biri.. Köyden servisle okula geldiği için kıtıkıtına andımıza yetişirdi okula erken gelip görmek gibi bir şansım hiç olmazdı yani,tenefüslerde izle dışarı çıkamazdı,kötü adam Mayti asla izin vermezdi zaten o izin verseydi bile okuldan acaip sıkılan hayta bir kızdı,sürekli okuldan kaçardı oyda benim ilk okuldan kaçışıma daha 1 sene vardı..Kim bilir belkide bu bir işaretti herşeyi erkenden idrak etmem için bir fırsat :) Okul çıkışlarında ise servise binmez Maytiyle,içinde yunus heykeller olan ve ağızlarından su fışkırtan,okula yürüme 1dk uzaklıkta,zamanın en popüler sevgili mekanı olan yunuslu parkta buluşurdu..
Neyse gel zaman git zaman biz artık 2.sınıfa gelmiştik ve günlerden bir gün okul maçı vardı.İşte o gün benim okuldan kaçtığım ilk gündü ve tüm hikayenin başlangıç noktası olmasa da,kesinlikle hareket noktasıydı,street fighterda comboyu tutturmak gibi bişeydi diyeyim kısaca..
Maçın son dakikaları bir olay bir karmaşa kavga,tekmeler yumruklar haalarda uçuşmaya başladı.Nasıl oldu,neden oldu bilmiyorum ama okulun 2.hormonu aşırı gelişmişi minibüsçü Ali bişekilde bizim Maytiye bilenmişti.Yanımdan kalabalık bir tayfayla Maytiye söve söve gittiğini gördüğümde hemen kalabalığın arasına karışıverdim. Okula 40-50 metre kala ufukta belirdi..Neyse Ali buna 2 yumruk bi kafa attı,bizim Mayti yerle iksan..
Ertesi gün okula gitmeden benim plân proje kafamda çoktan hazırdı zaten :) Sevcan'ın kankası vardı bizim sınıftan Burcu çok meraklı,çok sazan,çok yırtık bişeydi (ama onu son gördüğümde resmen bi hanfendi olmuştu onu da belirtiyim hakkını yemiyelim..) Ben tabi hemen Burcunun arka sırasına geçerek yanımada sınıftan bi kaç figuran karakter alarak yüksek sesle ve heycanla bir bin değil,milyon katarak Ali'nin Maytiyi nasıl patakladığını anlatıyordum.
O günün okul çıkışında Mayti'nin yaverlerinden Gökhan nam-ı değer kuşçu,beni tutup gel Mayti seni görmek istiyo dedi.Evet herşey planladığım gibi gidiyordu.. Burcu önce Sevcan'a sonra da Mayti'ye ötmüş küplere binen Mayti beni Sevcan'la buluştuğu okul çıkışı zamanlarından birinde yanına çağırmıştı.Burcuyla yüzleştirdi ben tabi korkak adam rolü yapıyorum,yok hayır gerçekten de korkuyordum zaten o zamanlar öyle yarma gibi ve serseri çocuklardan ama en azından geri vites yapmadım yapmazdım hiçbir zaman..Mayti bana sorduğunda evet dedim derdim ama maksat başka :) Neyse Mayti ben yok öyle bişey falan deyip kıvırmaya başladığımı anladığı anda tokatı sıyırmıştı yanağıma o zamanlarda kiloluyum yanaklar elma elma,sigara yok,bişey yok,her sabah tahinli pekmez yanaklarım zaaten kıpkırmızıydı o tokatıda sıyırınca şanlı bayrağımın kan kırmızısı kadar olmasın ama ona epey yakın bir kırmızıya bürünmüştü.Birde sevdiğin kızın gözleri önünde çabulcu gibi tokay yiyorsun oda kötü ama zaten bunu planlamıştım..Yok asıl koyan neydi biliyor musun adam yerine koyup yumruk atmadı tokat patlattı şerefsiz ona çok pis bozuldum..
Neyse gel zaman git zaman bunlar Mayti'den ayrılmış bizde artık 3.sınıfa gelmiştik (gerçi plânımda bu kadar geç ayrılacakları yoktu ama..)Haberi aldığım gün hemen Burcuya döktüm içimi.Ona karşı biriktirdiğim 2yıllık duygularımı en edebi ve en özeti biçimde geçtim tabi burcunun aklı döndü..Ya çok isterdim ama sen o gün dayak yediğin gün Sevcan bana çok yakışıklı çocuk ama ödleğin teki baksana nasılda Maytinin karşısında durunca kıvırmaya başladı dedi,dedi.Ben de tabi sen dedim orasını bana bırak ;)
Okulların kapanmasına 1-1,5 ay var,tarih dersine gireceğimiz tenefüs Burcu bana Sevcan'la bi buluşma ayarladı Tarih hocası Salih Arı olunca içinden tabi Allah belanı götünden versin burcu ayarlıyacak başka ders mi bulamadın desemde 2yıldır beklediğim fırsatı tepecek kadarda öküz değildim tabi.. Neyse biz okulun gövdesi en kalın çam ağacının altında buluştuk.O sormadan ben anlatmaya başladım..
Biliyorum gözünde ödleğin tekiyim ama işin aslı sandığın gibi değil..Ben laf taşıyan o şunu böyle dövmüş,falanca şununla çıkıyormuş,filanca şöyle karakterde bi insanmış gibi laf taşıyan bir şahıs değilim o gün Maytinin yediği dayağı sınıfta anlatmamın tek nedeni seni görebilmekti.. Beni mi ? Deyince açmaya başladım konuyu aynen şu şekilde;Kızım kıtı kıtına andımıza yetişiyorsun,okul çıkışı Mayti'yle buluşuyorsun,tenefüslere çıkmıyor,zaten çoğu zamanda okuldan kaçıyorsun seni görmenin başka bi yolu yoktu bende Mayti'nin yediği dayağı burcunun duyacağı şekilde anlatırsam ondan zaten tüm okula yayılacağı için Mayti'ninde kulağına gider,Mayti'de senin yanında adam pataklamaya bayıldığı için,bunu sanki çok özel,çok önemli birşeymiş gibi gördüğü için senin yanındayken yapacağını tahmin ettim. Başka türlü bi şekilde dikkatini çekemezdim zaten çünkü beni görmüyorsun,ne okulda ne tenefüslerde durmuyorsun ki dedim.Sonra hemen ama senin Mayti'yi sevdiğini düşündüğüm için ayrılmanızı bekledim diyerek topu onu attım ;)
Tabi hemen başladı..Yok ya sevmiyorum,seviyordum ama geçti,yanlış kişiyi sevmişim,serseriden farkı yokmuş falan kem küm etmeye başladı içimden hay salak şimdi mi anladın serseri olduğunu desemde hemen sıkıldığını,kırmzardığını görünce 2.şutu çektim; -Ya gerçi ben senin dikkatini çekebilmek için tokat yedim ama zaten dikkatini çekmişim sanırım Burcu'ya hakkımda yakışıklı çocuk ama ödlek falan demişsin -Kem,küm (sessizlik..)
Neyse bunları konuşmaya gelmedim,Ben seni seviyorum ve karşılığında senden beni sevmeni beklemiyorum,seni tamamen karşılıksız seviyorum,eğer sende bana karşı bişeyler hissettiysen yada hissetmek istersen kız arkadaşım olur musun deyip işi bağladık..
Part 2- Eşantiyondur ayrılık
Yıl sonu balosu falan oldu anlatmıyorum uzun,uzun hayatımda ilk kez içki içtiğim ve bir kızla dans ettiğim geceydi..Bir çok ilkimin hikayesi zaten bu..
Neyse balo bitti,okul bitti bende ne ev telefonu var,ne oturduğu köyün adı dışında neresinde,hangi evde olduğuna dair en ufak bir bilgi.. 2000'in yazıydı sanırım,o zamanlar ecevit zamanı bir kriz wardı Allah'ım ama ne kriz !!Sıcak o biçim,kriz milletin neşesini,yaşama hevesini almış götürmüş..Sevcan'dan haber yok,başımda kavak yelleri,yellerin alevinde yanıyorum ama.. Dedim böyle olmayacak..Sevcan'ın yakın arkadaşı Gülşah'ın ev telefonu vardı bende.Açtım sordum bişeyden haberim yok nerde falan bilmiyorum ya dedim bilen biri yokmu bahar bilir dedi.Bahar da bizim sınıftaydı bi sene kalmıştı,abla derdik sınıfımızın ablasıydı..Neyse baharı aradım ben,Sevcanlar İzmir'e taşındı haberin yokmu deyince boğazımdaki yutkunmanın sesini bir ben bilirim bir de bahar..
Kız İzmir'e gitmiş,ne bi haber ne bir kelam bırakmış..Soruyor soruşturuyorum bana söylemeniz için bişey demedi mi diye arkadaşlarına kimseye en ufak laf etmeden gitmiş.. İttire kaktıra bunalımda,depresyonda o yazı bitirdik,anadolu lisesine yazıldık hazırlık okuyoruz..
Zaten depresyondayım,yeni yüzler,yeni bir ortam,yeni bir okul ve yeni bir ders;İngilizce çok ağır geldi..Napıçaz ? Ayrıldım diye haber bırakmamış,gidip İzmir'e işin aslını faslını öğrenicez moruk,bu acıyla,bu belirsizlikle yaşanmaz mq !
10 Kasım 2000 Cuma günü yola çıkmak üzere tasarladım kafada herşeyi..Evdekiler sorun olmyacaktı,çünkü ne kadar acı çektiğimi,ağladığımı kendi gözümle gidip görmeden bir daha asla eskisi gibi olamayacağımı onlarda kabullenmişti ben gibi,asıl sorun böyle bir maceraya yalnız başlanmazdı.. İlk aradığım kişi sınıf arkadaşım Levent olmuştu,tüm masraflarını karşılayacağımı söyleyip,aylvar yakar ikna etmiştim Levent'i o da evdekilere ortaokuldaki sınıf öğretmenimiz gezi düzenliyo,arkadaş benim yol masraflarımı çekicekmiş deyip ikna etmiş,babası da ne olur ne olmaz diye cep telefonunu Levent'e vermiş o zamanlar tabi cep Telefonu olanlar parmakla gösterilmesede hayli azdı,iyi hava atmıştık onlada İzmir'de :) Neyse.. 1kişi daha lazımdı ama kim..kim bu yaşında benimle İzmir'e gelebilecek kadar maceraperest ve aptal olabilirdi ? Orta sonda dershaneye giderken tanıştığım,fiziğe,astronomiye,felsefeye kısacası kafa patlayma meraklı,bugün halen Can dostum olan Burhan.
Burhan'a açtım olayı İzmir'e gidiyoz ama neden diye sorma,macera.. oda nasıl olduysa evdekilerden izin almış babasıda o zaman 10milyon para vermiş ben de diyordum ki bende para var bolca her masrafınız benden Allah'tan vermiş o parayı babası :D Son durak bizim evdi babamdan 60milyon aldım ve giderken babam şunları dedi;Oğlum gitme desemde gidiceksin ama unutma pişman olcaksın gittiğine (Ben tabi baba sen ne anlarsın aşktan ben tozpembe rüyalardayım edalarında..)eller öpüldü helalleşildi,Çıktık yola..Bekle bizi İzmir :)
Part 3- Uzatmalar..
Cuma akşamından çıktık yola hesapta İzmir sıcak memleket,deniz,sahil,kamp ateşi bir gece sahilde yatıcaz p.tesi sabahı Bursa'da olup okula gidip derse gircez.Babababa..
İzmir otogarında indik saat sabah tam 6:30..Burhan soroyur garibim ; -Hacı nereye gidiyoz ? -Hatay'a Burhan -Olm hatay taa anasının amında ne hatay'ı ? -Olm hatay İzmir'in semti la..Ben daha önce de gittim ğlum şöyle güzel,böyle güzel,kumsal,tatil,kızlar vs..
YALAN mq :D ilk defa duyduğum bi semt İzmir'de..Önceden İzmir'e gitmişliğim vardı Dayımlara sıkça ama bi altındağ,bi karşıyaka bide konak tan başka bi yer bilmem.. -Eee tamam nasıl gidiyoz Hatay'a ? -Burda bekliyoz hacı,hatay arabası gelcek,bincez direk Hatay'a..
Neyse biz durakta beklerken yaşlı bi amca baktı bu salaklar yarım saattir minibüs bekliyo,sağolsun sordu; -Gençler siz nereye gitçeniz ? -Hatay'a amca ¿? Adam bastonu attı elinden gülmeye başladı.. biz tabi ne oluyo ya buraların delisi galba bize denk geldi der gibi bakıyoruz birbirimize iplemedik döndük sonra önümüze beklemeye devam.. Adam gülmesini bitirince saniyeler aralığında gülmekten kesilen bir nefesle -Yaaa ne-ne Hatay'ı burdan Hatay'a gi-gidilmez..Deminden beri geçen minibüslerden yok bilmem ne semtine gidene neden binmediniz ? Tam o sırada Burhan bana döndü amq senin bakışlarıyla bakarken sen tut,Yaz dedik,güneş dedik yıllardır Kasım ayında yağmur görmemiş İzmir'de yağmur başladı hemde sağanak yağmur.. Adam gitti yanımızdan,minibüs durağındayız ama rüzgar da var durak zaten göt kadar üçümüz zor sığıyoz,rüzgarda savurunca havadaki yağmur tanelerini biz amcanın tarif ettiği minibüs gelene kadar olduk mu sırılsıklam..
Neyse geldi minibüs biz bindik gidiyoruz,herkes tek tek iniyor minibüsten bi biz kaldık,Allah'tan şoför biraz insan sarrafıydı da bizim saf saf minibüs camlarından şehri malak gibi izlediğimizi görünce tahmin etti yol yordam bilmediğimizi ve sordu; -Gençler son durağa gelicez birazdan siz nerde iniceniz ? -Hatay abü :| Herif bıraktı direksiyonu başladı gülmeye,bastonlu amca 2 amq!.. Lan biz artık Hatay demeye korkar olduk :S Meğerse o piç amca bize yanlış minibüs tarif etmesin mi ... koduğum..Şoförde pala bıyıklı bişe bi gülüyo gür sesiyle işte o gün bugündür Burhan bana Ezikmen der..Eserin adı burdan geliyor :))
Neyse minibüsçü abi kıyamadı bize zaten sırama dah çok var dedi bi yerlere girdi,götürdü bizi gezdirdi derken bi yerde bıraktı ordan binicemiz minibüse kadar herşeyini gösterdi.Biz bindik ama artık tecrbüeliyiz şoföre; 'Hatay'dan geçiyor mu abi' diye sormayı akıl ettik..
Geldik hatay sınırlarına,adam dedi burası hatay nerde inceniz,Burhan garibim hala bana bakıyor..Bende topu attım hemen tabi,sen nerde istersen orda inelim Burhan bu macera senin maceran verdim dupa gaz.. Hatayın ahngi mevkii bilmiyorum,çift güzargahlı,tek güzergahta 4 şeritli yol olan hayvani bir yokuşun başında indik.Eee nabıcaz ?Önce dedim karnımızı doyuralım,nerde yemek istersiniz,ne yemek istersiniz ? McDonald's amblemi gördük bi yerde apartman boyunda dedik gidelim,yaklaşınca gördük ki apartmanın yan duvarına reklam vermişler :D daldık ara sokaklara dolaşıyoz..
Bi tane Lokanta görünümlü lahmacun ve pide salonu bulduk oturduk çorba içiyoz.Dükkanın kartı halen Burhan'ın cüzdanında durur hatta bu anıyı paylaşmak aklıma geldiğinde tam adresi vermek için almıştım;Dedecan lahmacun pide ve kebap salonu,itfaiye sokağı Hatay tel: 0232 236 42 26 inanmayan arasın :)
Neyse yemeğimizi yerken artık Burhan'a acı gerçeği söyleme vakti gelmişti.. -Burhan -Ne var be ..ına koduğum çorba içiyoz,karnımız aç -Bişey dicem ama kızmıcan -De bakam -Biz buraya neden geldik biliyon mu ? -Neden ? -Hani benim Sevcan vardı ya -Eeee -Hacı unutamadım yaa ayrıldım falanda demedi ya,hiç bi haber bırakmadı ya onu görmek için geldim -Tamam kardeşim,bunu mu dert ettin,gör tabi konuş bakam ne iş,ne ayak.Kız zaten sana siktiri basar ordan da gideriz sahilde takılırız işte bekar bekar..Eeee nerdeymiş kız gidelim gör hemen,adresi ne ? -Hacı be.. -Heee olm,nee adres neee amq bi çorba içirtmedin adress ne tamam söyle gidelim -Adres yok burhan :S -Tamam olm ara evini söyle geldim görüşelim de eşşek değilya Bursadan İzmir'e gelmişsin kızı görmeye kalkar gelir herhalde.. -Burhan bee.. -Amına koyim Ömer yine nee ? -Telefonu da yok :S Burhan ellerini yukarı doğru açar ve; Allah'ım benim günahım neydi bu amçık azlıyla tanıştırdın beni,karga klavuzlara yem edilcek adammıydım ben Allah'ım..
Neyse çayımızı çorbamızı içtik,Hatay'da Sevcan arıcaz.. Ben tabi hemen bi öneride bulundum..Mahalle aralarına girelim,neticede mahallede oturuyordur bu koca yolun dibindeki apartmanlarda değildir herhalde.. Burhan bir hışımla; -Yok mq bundan sonra seni klavuz yapanın amq ! Sen ne dersen tersini yapçaz.Bu yol boyunca böyle gittiği kadar gitçez en azından kaybolmayız yolu takip ederiz.. İtiraz etmek gibi bi şansım yoktu zaten,kabul ettik başladık hatay-Dörtyol da aşağı doğru yürümeye saat 8-8:30 sıraları gün başlıyor,insanlar duraklarda,işlere gidiyor falan derken Burhan seslendi; -Lan Ömer,Sevcan değil mi şu gelen -Yaa Burhan bırak Allah aşkına zaten benim içim yanıyo.. -Walla o lan bak demesiyle kafamı bir kaldırdım,sanki o an dünya,ahiret ve bilumum galaxilerde zaman dondu,tıpkı filmlerdeki şaşırtıcı anlar gibi yaşayan tüm canlılar benim O'nu gördüğüm anı izliyor,tüm canlıları bırak sanki ruhum bile şöyle seyirciler arasında yer bulabilmek için bedenimi terk edip 5-10 metre yükselmiş o da izliyor.. Evet..Gelen Sevcan,saçlarına rüzgar vuruyor hafiften ben toz toz dağılıyorum,gözleri uzaklara bakıyor,ben o uzaklarda boğuluyorum..Bana doğru attığı her adım son saniye basketi gibi çemberde dönüp dönüp duruyor o adım attıkça zaman geçmiyor,bense mum gibi kala kalmış beni göreceği an için içimden yıllar,dünyevi hesapla saniyeler sayıyorum ve gerçekleşiyor mucize,göz göze geliyoruz... Tam o sırada ben beynimde romantik bir ezgi çalacakken Sevcan müdahale ediyor,kasedi geri sararlarken filmlerde çıkan o cırtlak ses çıkıyor ve beni görür görmez kaçırıyor gözlerini..
Allah Allah diyorum içimden acaba tanıyamadı mı..Yokluğunda sigaraya başladık nede olsa,hayli kilo verdik ondandır belki diye,bi yandan annesiyle beraber onları takip ederken bi yandan bu soruya mantıklı bir cevap arıyorum beynimin en ücra köşelerinde..
10dk lık bi takibin ardından annesini (tahminen) işe bırakıyor ve yürüdüğü yolun karşısına geçmek üzere minibüs durağının hemen yanındaki yaya yolundan harekete geçiyor.Burhan ve Levent arkamda,hemen yanımız işe giden insanlarla hınca hınç dolu minibüs durağı,durağın hemen yanı çevre düzenleme tarafından yapılmış sunni yeşillik.. Ben sesleniyorum yaya yoluna attığı ilk adımın ardından aramızda 2-3 metre, hafif kısık bi sesle;Sevcaaan ? Dönüp bakmıyor..Karşı güzergahtan geçen arabaların sesinden duymamıştır diye bir daha ve yüksek sesle;Sevvvvvcaaaaaannnnnn bakıyorum ki Burhan arkadan fısıldıyor olm bütün durak sana bakıyo bağırma diye,lan diyorum bütün durak duyuyor bu demek ki duymazlığa geliyor,sinirleniyorum ve var gücümle bağırıyorum;Sevvvvcccccaaaaaannnnn kız o..pu ! Bakıyorum ki atı alan Secvan karşı kaldırıma geçmiş bizimkilere dönüyorum,birde ne göreyim;Levent yüzünü kapatmış elleriyle,Burhan kendini atmış çimenlere ben bunu tanımıyorum,ben bunu tanımıyorum deyip gülüyor nefes alamama pahasına sonra bir bakıyorum durağa;Kadınından kızına,yaşlısından delikanlısına herkes bana bakıyor şaşkın şaşkın o sinirle birde onlara bağrıyıorum;Ne bakıyonuz be amqlarım ! diye,sonra herkes dönüyor önüne..
Tabi geçemiyoruz karşı kaldırıma bu hadisler olurken lamba yanıyor ve vızır vızır başlıyor araçlar gitmeye..O yoluda bilen varsa bilir,beklemekle geçilcek yol değil zaten 4şerit var sadece bir güzergahta istanbul-Ankara otobanı o kadar geniş değildir.. Neyse Sevcan bir kaldırımda,biz karşısında,başlıyoruz uzaktan takibe...5-10 dk karşı kaldırımdan takip ettikten sonra trafik tekrar duruyor ben koşuyorum peşine tam elimi uzatıyorum omzunu tutup dur diyecem; bir tuhafiye dükkanından içeri giriyor..Dışarda bekliyorum dükkanın aha diyorum içimden şimdi nereye kaçacan..tam dalıyorum heycanlı bekleyiş aklımı çeliyor,o arada minübüslerden inenler oluyor bir anda kaldırım stadyuma dönüuor,göz göz görmüyor :S Krşıya bakıyorum;Levent işaret ediyor elleriyle,gidiyo gidiyo diye.. Sonra tam kaldırımda insanlar seyrekleşiyor aramızda 15-20 m var,tak bir yaya geçidi daha buluyor ve karşıya geçiyor tekrar çimden diyorum mario musun mq nerde kestirme var denk geliyor..
Neyse bu bizimkilerin önünden geçiyor,ben karşı kaldırımdan çevirin,çevirin diye baırıyorum ama bişey yapamıyorlar..takip ediyorlar.. bende yanlarına varıyorum ksıa bi süre sonra bakıyorum ki bi cafeteryanın dışına konmuş masasında oturuyorlar sinirle;Lan diyorum niye takip etmediniz,ne oturuyonuz burda falan..Levent cafenin hemen karşısındaki apartmana girdiğini söyleyince sakinleşiyorum..
Hiç unutmam o gün o cafeye 28 milyon hesap ödemiştik.Tam 4 saat bekledik çıkmasını..Bizimkiler sıkılıyor..Çıkıp gitse bir daha göremem..Bekliyoruz..Oturduğu evden hemen az aşağısı konay meydanı..Çok sıkılınca bizimkiler şöyle uzaktan bi saat kulesini göstertip dönüyorum :)Bi tanede türbe vardı izmir manzaralı,dilek mumları falan yakıyorlardı adını hatırlıyamıcam şimdi ama hasan dede diyesim geliyor..Dedeli bişeydi.. bizde mum dikmiştikte bir an önce çıksın konusalım,barışalım diye :)
Neyse öğleni geçti vakit saat 1-2 var.. ne gelen var ne giden.. Tam hadi kalkın diyecektim ki külliyen gitmek üzere o apartmanın kapısının bir açılışı vardı,ardındaki de karanlık dünyama güneş gibi doğmuştu.. Burhan dedi hadi git konuş..Gittim hemen peşinden fazla uzatmadım bu sefer hemen yanında bittim;Merhaba,merhaba.. -Sen ne arıyon burda Ben de salağım ya akla bak,sözüm kendime kıza karşı romantik olcaz,o zamanlar ayna'nın bu dünyaya seni bulmaya geldim şarkısı hayli meşhurdu ve dillerdeydi.Ne arıyon burda deyince ben girdim hemen; -Bu dünyayaaaaaa seni bulmaya geldiiimmm,bu dünayaya senin olmaya geldim.. Tam ben beynimde yine senaryoyu kurmuşum kız o laflardan sonra bana sarılacak,öpecek derkken o kasedi geri alırken çıkan filmlerdeki cırtlak ses yankılandı iç dünyamda,dış dünyamdaysa Sevcan; -Kes be salak,rezil ediyon beni milletin içinde
O zaman dank etti zaten ama hazır bunca yol kat etmişiz sorayım bari içimde kalmasın dedim,başkası mı var diyorum,kapatalım bu konuyu diyor,sevmiyor musun artık beni diyorum yorum yok diyor.Hala aynı şeyi tekrarlıyor; -Senin burda ne işin var -Seni görmeye geldim -Yalancı Diyor,diyor da inanmıyor işte en çok o koyuyor..Ama şimdiki aklımla düşünüyorumda kim olsa inanmazdı zaten,o yaşta,adres yok,telefon yok,sadece bir mucizeye dayanıp Bursadan İzmir'e gitmek ? Hak veriyorum artık :)
Neyse yollarımızı ayırıyor bir süre sonra kader,dönüyorum bizimkilerin yanına yakıyorum bi sigara ve başlıyorum ağlamaya,ama nsıl ağlamak 5 dakka sıkıştırıyorum kafamı kollarımın arasına ağlıyorum,kaldırıyorum kafayı bi fırt çekiyorum sigaradan tekrar aynı pozisyonda ağlamaya devam..
Burhan başlıyor gülmeye,içimden Burhan'a tekme tokat dalmak gelirken tam bi laf ediyor;Boş ver be hacı bak ömür boyu eşe dosta millete anlatacağımız,anlatırken herkesin keyif alacağı bir macera yaşadık diyor,sen sözünü tuttun ben macera için gelmiştim zaten çok güzel bi macera yaşadım diyor.Ağlarken düşünüyorum gerçekten de doğru diyor.. İçimi bi ruhani huzur kaplıyor sanki..Tüm derdim anlıkta olsa bitiveriyor orda..Gözlerimde ağlamaktan akan yaların hıçkırıkları çıkmamışken daha boğazımdan o yaşlarla gülmeye başlıyorum ben de orda..Gerçi hıçkırğı çıkmamış o yaşların acısını sonradan en pahalısından ödüyorum,ilk göz ağrısı neticede ama şimdi olsun diyorum herşeye rağmen olsun...
Biz cafede böyle birimize bakıp gülerken Sevcan'ın teyzesi sesleniyor bize doğru gel gel işaret falan yapıyor..Baloda dans etmemize izin vermemişti teyzesi onlar gittikten sonra balodan edebilmiştik o gün bugündür gıcığımdır zaten o kadına Levent'e dedim git sen.Levent gitti bişeyler anlattı bu Levent'e uzun uzun.. Sevcan'ın üvey babası Dede lakaplı mafyaymış oralarda..Bizi görürse hiç iyi olmazmış,gidin falan lafları etmiş işte..Dede de öyle efsanevi bir karakter varlığı yokluğu muamma..Dedecan lahmacun - pide salonu acaba onun mudur falan sonradan aklıma gelmişti ama cevabını hiç bir zaman alamayacağımız bir soru olarak kalacaktı..
Macera daha bitmedi... Otogardayız,içimde arkadaşlarıma karşı bi eziklik,ezikmen :D Ben atladım hemen bu ezikliğin verdiği utançla;Lan dedim gelişimiz hüsran oldu bari gidşimiz fiyakalı olsun gelin sizi en fiyakalı ulusoy arabasıyla götürem dedim.Gittik ulusoyun acentesine abi Bursa ne kadar 15milyon,tamam bize üç bilet dedim attım bozuk paralarla birlikte toplam 15 milyon adam bozuklukları görünce zaten anladı 3 değil,tek bilet onbeş demesin mi :D İzmir otogarındayız,cepte 15.500 bin lira para var cüzdan aramızda bi tek Burhanda var ozaman para onda duruyor...Tur acentelerinin karşısına geçtik öyle küçük Emrah modunda,bağdaç yapıp dizleri sırtımızı otogarın klonundan birine dayayıp oturduk..Para hiç bir seyahete yetmiyo bi kişinin otostoplo dönmesi lazım :D
Neyse sonra dikkatimizi Nilüfer seyahetteki üç kız cezbediyor tamda karşımızda..O zamanda Nilüfer yeni açılmış fiyatlar falan indirimde ama yok 3 kişiye yine de yetmiyor.. biz otuyoruz kızlar bize bakıyor.Burhan hemen kalkıyor kızlarla tam muhabbet kurmaya gidecek kzıların arkasından zengin şişman göbekli,babacan bakışlı bir adam kızları western filmlerindeki saloon kapısını yarar gibi yarıp arkasına çekiyor.Buyur delikanlı diyor,bizim Burhan başlıyor dakikada bir milyon tane yalan uydurmaya,yok abi açız işte,yol paramız yok annemiz babamız habesiz merak ediyorlar,şöyleydi böyleydi..Babacan abi acıyor halimize tamam diyor ya önemli değil burhan döküyor cebindeki bozuk paraların hepsini adam saymadan atıyor yazarkasaya :D
Sonra gelirken bir yerde mola veriyoruz canımız çay çekiyor ama nasıllll !! burhan cepleri yokluyor nasıl olmuşsa 500binlira takılmış düşmemiş 2 çay 3 pipet söylüyoruz,çayımızı bile içiyoruz :D
Eve dönünce babam soruyor;Pişman oldun mu oğlum ? Hayır diyorum baba Anname dönüyor ya bu çocuk walla salak diyor :D Atlıyorum ordan hemen Olsun be baba hayatı öğrendik en azından bi tecrübe,anlatacak anımız oldu işte diyorum Annem afferim oğlum diyor,gururlanıyorum :D
Şimdi soruyorum kendime değdi mi ? Yaptığım her masraf,çektğim her derde değdi..Aşkın ne olduğu,bu hikayeyle kazındı beynime..
Çünkü ne de olsa biz Kusursuzu bulma hayalleriyle değil,kusurluyu kusursuzca görebilme arzusuyla aşk'a geldik ;)
Daha yaratılırken farklı kılınman için dudaklarına kondurulan öpücükler celladım oldular. Gittin, avuçlarıma buz gibi hayaller, cayır cayır intiharlar emanet ederek ! Sağ yanımda hayalin cirit attı her gece, sol yanımda beyaz pelerinler giydirilmiş peri cesetleri ! Gösterdiğim tüm semptomlar kocaman,hiç birşeyle tanımlanamaycak kadar büyük bir acının hikayesi..
|