1952 doğumluydu.
Siyasal Bilgileri bitirdi.
1980’de hesap uzmanı oldu.
Hesap Uzmanları Kurulu Başkan Yardımcılığına atandı.
İngiltere’ye gönderildi.
1 yıl araştırma yaptı.
1989 yılında Gelirler Genel Müdürlüğü’nde Daire Başkanı oldu.
Çok çalışkandı.
Faydalı işler yaptı.
Kamu Mali Yönetiminin yeniden yapılanması çalışmalarında Proje Koordinatörlüğü görevini üstlendi. Vergi Kimlik Numarası Uygulama Projesinin başlangıcından uygulanması aşamasına kadar geçen tüm safhalarda yönetici olarak görev aldı. Vergi dairelerinin yeniden yapılandırılması ile tam otomasyon projesinin (VEDOP) hayata geçirilmesinde görev üstlendi. Maliye Ataşesi olarak 1995 sonunda 3 yıllığına yurtdışına atandı. 17 Haziran 2003 tarihinde Milli Piyango İdaresine Genel Müdür olarak atandı.
Adı İhya Bolak’dı.
Makam odasında çalışıyordu.
Bir müfettiş odasına girdi.
Müfettişin elinde 7.65 silah vardı.
Bel kemerine iki jarjör sokmuştu.
Kapıyı arkadan kilitledi.
***
Genel Müdür İhya Bolak’ın “güvenliği çağırın” feryadı duyuldu fakat ardından silah sesleri geldi. Milli Piyango Genel Müdürü makam odasında kurumun bir müfetişi tarafından öldürülmüştü.
Yıl 2007’di.
Katil müfettiş (A. Öztürk) yakalandı.
Sorgulandı.
Katil müfettiş dengesiz davranışlarda bulundu, ifade vermek istemedi. Belindeki jarjörleri de genel müdürü öldürdükten sonra 2 genel müdür yardımcısını da öldürmek için getirdiğini söyledi.
Niçin öldürmüştü?
Bir çok şey yazıldı.
Bir çok şey söylendi.
İşin içinde para kokuyordu.
Paranın aktarılması giriyordu.
Bilet satışı işini yapan Milli Piyango Çalışanları Vakfı’nın kamuya para aktarımında eksik bulunduğu sonucuna varan müfettiş, ilgili birimlerin amirlerini görevden almıştı.
Buna yetkisi var mıydı?
Ayrıca başka bir iddia vardı.
Şans oyunlarında hile yapılıyordu.
Tartışma bu konulardan çıkmıştı.
Cinnete dönüşmüştü.
Müfettiş Genel Müdürü öldürmüştü.
2 yardımcıyı da öldürecekti.
Bu cinayet davası ne oldu?
Mahkemeye neye karar verdi?
Müfettiş ne savunma yaptı?
Bilmiyorum.
Araştırma imkanım olmadı.
***
Bu cinayet olayı aklıma; “süper loto şanslısının 8 ay arayla aynı şehirlerden (Ankara ve Antalya) ve aynı şehirlerin aynı ilçelerinden (Ankara’da Etimesgut ve Antalya’da Muratlı)’daki büfelerden oynanan kuponların sahiplerine çıkması” üzerine geldi.
2011 yılı mart ayı:
Süper loto 6 defa çekildi.
6 bilen çıkmadı.
İkramiye devretti, büyüdü.
11 Mlyon TL’yi buldu.
Çekiliş yapıldı.
Antalya’da Muratlı’daki talihliye çıktı.
2011 yılı Haziran ayı:
Süper Lotto 9 defa çekildi.
6 bilen çıkmadı.
İkramiye devretti, büyüdü.
22 Milyon TL’yi buldu.
Çekiliş yapıldı.
Yarısı (11 milyon TL) Ankara’da Etimesgut’dan (8 ay önceki süper loto büyük ikramiyesi de yine Etimesgut’a vurmuştu), diğer yarısı (11 milyon TL) Antalya’da Muratlı’dan Hoby Büfe’den oynayan talihlilere çıktı.
Bu ne tesadüftür?
Kaç milyarda bir olur?
Bir dikkatli adam çıksa!
Bu tesadüfü didiklese?
15 gün izin!
Türkiye güzel ülke.
Eşi bulunmaz memleket.
İyi insanlar ülkesi.
İnsanlar kardeşlik istiyorlar.
Eşitlik gelsin diliyorlar.
Ülke parçalanmasın arzu ediyorlar.
Adalet zedelenmesin bekliyorlar.
Hukukun üstünlüğünü gözlüyorlar.
Hırsızlık bitsin umuyorlar.
İnsanların hepsi değilse bile bir bölümü (benim okurlarımın ise tamamı); adam kayırma sıfırlansın, yandaş yaratma bitsin, devletin kaynaklarını hortumlama sona ersin, ekonomi; “yedik-içtik-göbeğimiz büyüdü fakat ayaklar yine raşitik zayıf ve çelimsiz kaldı” modeliyle değil yani “başkasının parasını yemek olan yüksek cari açık vererek ve dış borç batağında işsiz sayısını da çoğaltarak” değil cari fazla veren ve işsiz sayısını azaltan, zengin-fakir uçurumunu kapatan bir sağlıklı modelle büyüsün istiyorlar.
Göbeğin şişmesi sağlık değil.
Ayakların da adale tutması şart.
Türkiye saydamlaşmaya aç.
Türkiye’nin envanteri yok.
Bu ülkede çok palavra atılıyor.
Dış güçlerin 40 çeşit oyunu var.
İç güçlerin iktidar hırsı yüksek.
Uzatmayayım.
Gazete köşe yazarı için Türkiye, eşi ve benzeri olmayan ve her gün bir milyon konunun “beni de yaz… beni de yaz…” diye bağırış çağırışla oynaştığı bir ülke.
Tamam da ben de insanım.
Etten, kemikten ve sinirdenim.
Tatil yapma benim de hakkım.
15 gün izin yapacağım.
15 gün sonra buradayım.
Beni unutmayın.
Mutlaka döneceğim.
Necati Dogru
03 Temmuz 2011
yazisi...