Giriş Yap Kayıt ol Online Üyeler Aktif Konular Arama Üyeler Forum Kuralları
Tahribat.Com | Sizce???? Sadece Iki Dakikanızı Ayırın Ve Okuyun...
Tahribat.Com Forumları
Genel
      Sizce???? Sadece Iki Dakikanızı Ayırın Ve Okuyun...
Bu Bölümde yeni konu açmak için tıklayın Konuyu cevaplamak için tık...
Konu 25 Agustos 2009 (Sali) 20:34 tarihinde açıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
seffah


Kayıt : 14 Haziran 2006
eskişehir..
Erkek Üye
 

- "....ilinde devriye görevini yerine getiren

.... aracına açılan ateş sonucu" güvenlik

görevlisi şehit oldu.

Ya da

- ".....ili kırsalında teröristlerce döşenen

mayının patlaması sonucu" asker yaralandı..

Bu nasıl başlar biliyor musunuz?

Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının

buharlaşıp uçtuğunu düşünürsünüz.

Oluştuğu anda kuruyup giden ter damlacıklarından

geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her

yanını kaplamıştır.

Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay

kurumadığı için elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı

avucunuzun içinde vıcık, vıcık oynar. Ter ile ıslanan

çeliğin kokusu avucunuzun içine ve elinizi

sürdüğünüz her yere siner. Önünüzde yürüyen adamın,

ayağının kuru toprakla her temas edişinde çıkan toz,

ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes almanıza sebep

olur.

Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden

omuzlarınızı hissetmezsiniz. Kült ağrıları ancak

çantayı sırtınızdan çıkardığınızda fark edersiniz.

Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir

ayağınızın kaplayabildiği her yeryüzü parçasından

çıkan sesi duyarsınız.

Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin

sesini, dallardaki kuşları, yüzünüzün etrafında

ürkütücü devriye uçuşları yapan arıların kanat

seslerini, ağzınıza ve yüzünüze ya da herhangi bir

yerinizdeki

küçük yaraların üzerine konmaya çalışan sineklerin

vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden havalanan

yeşil çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı

tok kanat sesini en ince ayrıntısına kadar

duyarsınız.

Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki

arkadaşınızın ve arkanızdaki arkadaşınızın

teçhizatlarının çıkardığı düzensiz seslerin her birini

ayrı ayrı duyarsınız.

Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes

alışlarını duyarsınız, öksürmesini ve hapşırmasını da

duyarsınız.

Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her

biri ayrı ayrı katılır bu senfoniye.

Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur,

postalın içindeki tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar

önce su toplayıp sonra patlayan yerlere adeta bir deri

gibi yapışmıştır.

En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı

yıkayıp, çoraplarınızı değiştirmektir. Ama bu çok

büyük bir lükstür o anda. Çünkü...

Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın

arkasında sizi beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp

bulmanız ve yok etmeniz gerekmektedir.

Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet

diye, öğretmenler bayrak direğine asılmasın diye,

kundaktaki bebekler kurşunlanmasın diye, binlerce

yıllık emanete halel gelmesin diye kahpeliği ve

ihaneti yok etmeniz gerekmektedir.

Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve

şerefin üzerine yemin etmişsinizdir.

Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz,

bayrağınız ve onurunuzdur.

İşte bu yüzden lükstür ayak yıkamak, çorap

değiştirmek. İşte bu yüzden senfoniye dönüşmüştür

bütün o düzensiz sesler güruhu.

Sonra!..

Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı

kestiği gibi, makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör

kablosunu kestiği gibi... Bir anda... Kuşların

sesleri, arıların ve sineklerin vızıltıları,

çekirgenin kanat sesleri; hepsi bir anda biter.

Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı

değil, gökyüzünü görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu

anlamanız birkaç saniye sürer.

Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et

kokusudur, yüzünüzün toprak parçalarıyla kaplandığını

fark edersiniz, temizlemek için çalışmazsınız.

Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür

ama kulağınızdaki çınlama ve uğultudan seslerini

duyamazsınız. Sesleri yavaş yavaş duymaya

başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama

başaramazsınız.

Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın

sesleri arasında "mayın" kelimesini ayırt

eder ve kalkmaya çalıştığınızda ayağınızdaki yoğun

ağrıyı fark edersiniz.

Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını

hissedersiniz.

Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise

parçalanmış pantolonunuzun ve kopmuş ayağınızın

farkına varırsınız. İşte her şey o anda başlar.

Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra,

nefesiniz biter. Sonra, yeniden nefes alırsınız ve

yeniden bağırmaya başlarsınız. Sonra yine nefesiniz

biter ve yeniden, yeniden ve yine...

Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size,

"fazla bir şey yok, sadece küçük bir yara"

gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadaşınız

konuşurken de, helikopterle hastaneye götürülürken de

artık bir ayağınızın olmadığını biliyorsunuzdur. Hep

bir soru çınlar kafanızın içinde "neden ben,

neden ben, neden ben ?"

Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde

geçen yıllar sonunda, dizkapağınızın on iki santim

altından takılı olan ve her akşam yatarken veya

banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz takma bacak

artık bir uzvunuz olmuştur.

Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakârlığınız

sayesinde vatan var olacaktır. Sizin bir bacağınızın

ne önemi vardır ki!

Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi

havuza, denize giremeyecek olmanızın da hiç önemi

yoktur. Vatan sağ olsun yeter.

Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle

Fransız televizyonlarında, uğruna yarım kaldığınız

vatan hudutlarını hiçe sayan programlara finans

sağladığını okursunuz. Aynı dillerin bundan pişmanlık

duymadıklarını söylediklerini de okursunuz.

Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz,

Bizans çocuğuyum diyenleri duyar, Ali Kemallere tanık

olursunuz, "koçlar gibi satanları"

görürsünüz.. Türk Bayraklarının yakıldığını,

görürsünüz. Başlarına çuvallar geçirilip aşağılanarak

elleri arkalarından bağlanan Türk askerlerini

görürsünüz.

Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor

seslerini, helikopterlerin kanat seslerini,

piyadelerin intikam yeminlerini duymayı beklersiniz

ama duyamazsınız.

Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne

örtülen çaputlara "bayrak" diyenleri

görürsünüz, "uçaklarını çek",

"valiyi çek" diyen başkanları ve

karşılarında kekeleyen riyaseti görürsünüz.

Bu da yetmez Türk askerlerinin kendi mahkemeleriniz

tarafından,"çete" diye suçlandığını,

yargılandığını görürsünüz.

Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, öğretmene

ateş eden, yol kesip soygun yapan, köy yakan, okul

yıkan, mayın döşeyen teröristlerin sadece "ben

bir şey yapmadım" demelerinin esas kabul edilip,

"suçsuz"

sıfatıyla serbest bırakıldığını görürsünüz.

Susanları, konuşması gerektiği halde susanları

görürsünüz, konuşanlar her konuştuğunda, kekeleyenler

her kekelediğinde ve susanlar her sustuğunda siz

yeniden vurulursunuz, yeniden ölürsünüz her

defasında.

Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize

akar, inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi

kanınızı akıtmak pahasına tertemiz tuttuğunuz

değerlerinize akar.

Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde

aradığınız ihanet gelir aklınıza, o mayınları

yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya başlarsınız:

"Biz bu ihaneti doğru yerde mi aradık,

kuyruğunda dolaştığımız yılanın başı, hep gözümüzün

önünde miydi yoksa?"diye sorarsınız kendinize.

Onlara verilen maaş'ın sizin

vergilerinizden ödendiğini, içinize sindiremezsiniz,

uykularınız kaçar, neden bu vatanı sizin kadar

sevmediklerini düşünürsünüz.

Bu vatan onların da vatanı değil mi?

Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin

üstüne yemin etmedi mi? diye sorarsınız kendi

kendinize.

Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir

askeri okul öğrencisi iken her adımda söylediğiniz,

beyninize ve yüreğinize nakşettiğiniz sözler gelir

aklınıza": VATAN, SANA CANIM FEDA"

Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası,

böyle başlayacak işte ve hayatınız böyle devam

edecektir. Son nefesinize kadar savaşacaksınız

ihanetle, her şeye ve herkese rağmen, bu yolda ölene

ya da bu ihaneti bitirene kadar.

Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen

insanların neler yaşadığını, neler hissettiğini, size

rağmen ve sizin için neler yaptıklarını, neler

yapabileceklerini bilin istiyorum. Okuduğunuz ya da

televizyonda duyduğunuzdan daha fazladır yaşananlar.

Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki,

minicik karelerde okuduğunuz;

"...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının

patlaması sonucu, bir güvenlik görevlisi

yaralandı!" haberi aslında o kadar da kısa

değildir.

Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına

geçerken unuttuğunuz, falanca mankenin otel odası

maceralarına, ya da uyuşturucu komasından ölen oğluna

"şehit" deyip Türk bayrağı örten kadının

haberine ayırdığınızdan daha uzun zamanayırmadığınız

bu küçük haber, birileri için bir ömür boyu sürecek ve

asla unutulmayacaktır.

Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri,

"ne için?" dendiğinde "vatan

için" diyecekleri fedakârlıklarını size rağmen

yapmaya devam edeceklerdir.

Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen,

sizin rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu

kahramanca fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar

yaşanmaya devam edecektir.

Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik

örtüsünün payandası kopan bacaklar, bedeli ise size

rağmen bu vatan için akan kanlar, feda edilen canlar,

sıcak yuvalarını, babalarının yüzlerini unutan küçücük

çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.

Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizing

umurunuzda mı bilmiyorum, ama birileri bunları yaşadı,

birileri hala yaşıyor ve emin olun yaşlı dünya

döndükçe, Türk vatanı ve Türk Bayrağı için birileri

daha tüm bunları yaşayacak.

Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yaşam

biçimi bu. Masalarda oturup "aydınca"

sohbetler etmeye hiç benzemiyor değil mi?

Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine

koyasınız diye "siz" diyerek yazdım, sizin

onlardan biri olamayacağınızı biliyorum.

"Siz" kim misiniz?

Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!

Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz.

"Siz" de bilin ki biz asla

unutmayacağız.

"VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN "

 

(alıntıdır) uzun zamandır sakladığım ve  yıllarcada saklmayı düşündüğüm bir yazıdır bu. 


hayat ölümle kumar oynama sanatıdır..ebn bu snatı icra edebiliyorum ya siz... 
25 Agustos 2009 (Sali) 20:44 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
Freak


Kayıt : 7 Ekim 2005
CcC Manisa CcC
Erkek Üye
 

2222222... dakika ayirir yine okurum.

basarili bir yazi


pain is love... 
25 Agustos 2009 (Sali) 20:45 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
o6u2


Kayıt : 4 Ekim 2008
Rapidşehir
Erkek Üye
 
çok uzun özeti yok mu..dj alperin kulakları çınlasın

http://twitter.com/oguzkocaer 
25 Agustos 2009 (Sali) 20:50 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
HoneyBadger


Kayıt : 4 Mart 2009
Erkek Üye
 

o6u2 bunu yazdı:
-----------------------------
çok uzun özeti yok mu..dj alperin kulakları çınlasın
-----------------------------

bende diycektimde konuyu baltalamak gibi olmasın dedim :)


Nam-ı Diğer Stargazer | İlişkisel veritabanlarında iktidarsızlık sorunu yaşayan teknisyen aday adayı. 
25 Agustos 2009 (Sali) 20:51 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
ExcaliburTBT


Kayıt : 6 Aralik 2005
Erkek Üye
 

o kadar güzel yazılmı$ki bir solukta okudum..  çok güzel bir yazı.


 
25 Agustos 2009 (Sali) 20:51 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
crafty


Kayıt : 19 Eylül 2006
Adana
Erkek Üye
 
çok güzel bir yazı... içinde bulunduğumuz ihaneti açık ve net bir şekilde ortaya koymakta...

yalnız ama mutlu insan... 
25 Agustos 2009 (Sali) 20:53 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
gestapo26


Kayıt : 4 Ocak 2006
eskişehir
Erkek Üye
 
herkesin okuması gereken bir yazı unutulmamalıki bu vatan kolay kazanılmadı 

sen vaktinden sonra gelen sevdalı bir çiçeksin 
25 Agustos 2009 (Sali) 20:55 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
qertenqelex


Kayıt : 9 Mayis 2006
profesyonel zampara
Erkek Üye
 

1 ay öncesine kadar bende yaşıodum bunları şemdinli dağlarında:D

o 7 24 barbunya konserveleri ayaktan çıkmayan botlarda şişip patlayan ayaklar

çamurlu suları içme uykusuz geceler hudut nöbeti sabaha kadar sabit sınırda:D

 

 


sigarasexcigararock  
25 Agustos 2009 (Sali) 21:06 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
fifsonic


Kayıt : 24 Nisan 2009
T b t
Erkek Üye
 
qertenqelex bunu yazdı:
-----------------------------

1 ay öncesine kadar bende yaşıodum bunları şemdinli dağlarında:D

o 7 24 barbunya konserveleri ayaktan çıkmayan botlarda şişip patlayan ayaklar

çamurlu suları içme uykusuz geceler hudut nöbeti sabaha kadar sabit sınırda:D

-----------------------------

Vay karşı komşum yüksekova 4.dağ ve komando taburunun çilekeş çavuşuyum bende barbunya ısıtınca güzel oluyordu bea


sinir bozucuyum... inatçıyım... anti ciddiyim... kopuğum... kıskancım.. sevimliyim... msn manyağıyım... duygusalım... üff...deli doluyum... çabuk sinirlenirim a$ığım... sahipleniciym... acımasızım... gizemliyim... 
25 Agustos 2009 (Sali) 21:07 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
qertenqelex


Kayıt : 9 Mayis 2006
profesyonel zampara
Erkek Üye
 
hadi yaa o biz yüksekovaya gelmiştik mor dağlara perihan karakolunu biliyonmu?

sigarasexcigararock  
25 Agustos 2009 (Sali) 21:23 tarihinde yazıldı. Kısayol | Alıntı yap | Özel Mesaj
Whybe


Kayıt : 26 Mayis 2009
bursa
Erkek Üye
 
çok güzel bir yazı.. eline sağlık..

üşeniyorum,öyleyse yarın.. 

[1] [2] [3]   [»] [»»]


Bu Bölümde yeni konu açmak için dıklayın Konuyu cevaplamak için tık...
Allah'a Havale Et Google Bookmark'a Ekle Yahoo'ya Ekle Stumbleupon'a Ekle Facebook'a Ekle Twitter'a Ekle   Google'da Ara : sizce???? sadece iki dakikanızı ayırın ve okuyun... Favorilerime Ekle Yukarı Çık
Konuda 26 Mesaj Var.
Konu 1606 Sefer Gösterilmiş.
2001-2012 © Tahribat Group - Her Hakkı Saklıdır. - ● Gizlilik İlkeleri ● Kullanım Koşulları ● İletişim